HAVADA BULUT YOK…  

“Havada bulut yok bu ne dumandır” diye başlar meşhur Yemen Türküsü. Osmanlı İmparatorluğu’nun son yıllarında iştirak ettiği 1. Dünya Savaşı’nın en uzak cephelerinden biridir Yemen. Türkünün de Yemen’e gidip şehit olan binlerce askerden birinin ardından yakılan bir ağıt olduğu söylenmektedir. Maalesef Yemen günümüzde de başka bir savaşın cephesi olmuş, Yemen semalarını patlayan bombaların, yapılan hava bombardımanlarının çıkardığı dumanlar kaplamakta. Dumanların ardındaysa insanlığın son yıllarda tanık olduğu en acı dramlardan biri yaşanmakta.

Yemen İç Savaşı başlangıcı Arap Baharı etkisiyle ülkede yaşanan ve cumhurbaşkanının görevi bırakmasıyla sonuçlanan 2011 ve sonrası gelişmelerle tanımlansa da kökleri bölgedeki güçlerin nüfuz çatışmasına dayanmaktadır. Savaşan taraflar Şiiliğin Zeydi mezhebine mensup Husiler ile Sünni nüfusun ve hükümet güçlerinin oluşturduğu ve Suud-BAE öncülüğündeki ittifakça desteklenen birliklerdir. Bölgede ciddi bir varlığı bulunan El Kaide ile kendisine yer açamaya çalışan IŞİD de sorunu karmaşıklaştırmaktadır.

Husilerin mensup olduğu Zeydi mezhebi, genel kabul olarak Ehl-i Sünnet’e en yakın Şii gruplardan olarak tanımlanmış ve yüzyıllar boyu ülkede Şii ve Sünni nüfus birlikte huzur içinde yaşamışlarıdır. İran’ın yayılmacı politikalarının bir parçası olarak kendi mezhep anlayışını Yemen Şiileri arasında yayma gayretleri ve ülkesindeki Şii nüfustan rahatsız olan Suudi yönetiminin güney sınırında İran yanlısı Şiilerin kontrolünde bir devlet istememesi, Arap Baharı sonrasında alevlenecek çatışmaların temelini atmıştır. İran tarafından finansal ve askeri açıdan desteklenen Husilerin Sünnilerin yaşadığı bir şehre saldırmasıyla tetiklenen ve mezhep ayrılığı üzerinden yürütülen bu iç savaşın esas bedelini ödeyen masum sivillerin gerçek kayıpları ise maalesef net olarak bilinememekte.

Savaşın ilk yıllarında hızlı bir şekilde ilerleyerek başkent Sana’yı ele geçiren Husiler, cumhurbaşkanının çekildiği Aden şehrini de ele geçirmek üzereyken fiilen savaşa müdahil olan Suudi Arabistan ve BAE öncülüğündeki Arap kuvvetlerinin müdahalesiyle Kızıldeniz girişindeki Bab-ül Mendep Boğazı ve batı sahillerindeki stratejik noktaların bir bölümünü kaybetmiş olmakla birlikte halen başkenti ve kuzeybatı vilayetlerini kontrolü altında bulundurmaktadır. Bu süreçte Hadramut eyaletinin merkez bölgelerindeki şehirlerde geçici bir dönem tam hakimiyet sağlayan El Kaide ile İHA saldırılarını eksik etmeyen ABD de çatışmalara ve insanlık dramına katkıda bulunmaya devam etmektedir.

Yemen İç Savaşı doğal zenginlikleriyle gündemde olan bir ülke olmaması, yaşanan vekalet savaşının destekçilerinin insanlık dramına duyarsızlığı vb. nedenlerle uluslararası gündemde yeterince yer bulamamıştır. Maalesef komşumuz Suriye’de eş zamanlı yaşanan savaş da tarihi bağlarımız bulunan bir diğer coğrafya olan Yemen ile yeterince ilgilenebilmemizi engellemiş bulunmaktadır. Yardım kuruluşlarının gayretleriyle ülkemizde ve dünya genelinde sınırlı bir gündem oluşturabilen bu dram milyonlarca insanın halen acı çekmeye devam etmesine neden olmaktadır.

28 milyona yaklaşan nüfusu olan Yemen’de 14 milyon insanın savaş koşullarından doğrudan etkilendiği, evlerini terk etmek zorunda kaldığı veya açlıkla karşı karşıya olduğu tahmin edilmektedir. Konuyla ilgili hazırlanan raporlar yaklaşık 85.000 çocuğun açlıktan öldüğüne işaret etmektedir. Yakın dönemde açlık ve buna bağlı ölümcül hastalıklarla karşılaşma riski olan çocuk sayısı 400.000 olarak tahmin edilmektedir. Açlıktan bir deri bir kemik kalmış minik yavruların fotoğraflarıyla özdeşleşen Yemen günümüzde hala en acı dramların yaşandığı bir belde olarak kalmakta maalesef.

Savaşların devam ettiği diğer coğrafyalar gibi elimizden gelen sınırlı olsa da Yemenli kardeşlerimize yardımcı olmaya gayret etmek insanlık borcumuz olduğu gibi Müslümanlar olarak da vazifemizdir. Acı gerçek şu ki, ne savaşı devam ettirme konusunda ısrarcı olan güçlerin bundan vazgeçmeye niyeti var ne de acı çeken Müslümanların yarasını sarmak için savaşı durduracak müdahale gücüne sahip bir İslam dünyası. Daha da ötesi yayılmacılık politikasından vazgeçmeyen İran da müttefikleri ABD gibi düğünlerde, okul otobüslerinde sivilleri bombalamaktan çekinmeyen Suudi-BAE ittifakı da Müslüman ülkelerdir.

Bu şartlarda, öncelikle imkanlarımız nispetinde bölgede etkin faaliyet gösteren yardım kuruluşlarını desteklemek ve Yemen dramını ülkemizin ve dünyanın gündeminde tutmak gerekmektedir. Daha fazlası için ise devletler düzeyinde girişimler için bir sosyal talep ve baskı gücü oluşturmak hedeflenebilir. Mazlumların yanında yer alma konusunda gayretiyle takdire şayan bir politika izleyen devletimizin uluslararası platformlarda etkinliğinin artması ise diğer milletlerin gündeminde bu dramın yer almasını sağlamak ve insan olma ortak paydası üzerinden gerçekleşebilecektir.

Bize düşen Yemen dramını gündemde tutmak, elimizden gelen yardımı yapmak ve uzun vadede bu tür dramların tekrar etmemesi için gerekli bilincin oluşmasına katkı sağlamaktır. Yemenli kardeşlerimizin de havada bombardımanların dumanı yerine bembeyaz bulutların süzülüşünü göreceği günler için onlara destek olmaya çalışmak her şeyden önce insanlık vazifemizdir.

Osman Gökbayrak