GÖNÜLDEN BİR KUDÜS İZLENİMİ  

Gökte yapılıp yere indirilen kutlu belde, peygamberler diyarı ve bütün insanlığın şehri. Artık bu kutlu beldede ne İbrahim ne Yakup ne de Musa var. Sadece tersinden okunan Tevrat hükümleri, karaya boyanmış mezmurlar var.

Bugün hem garip hem de mahpus. Kutlu nebi gibi hem öksüz hem de yetim. Kesik ve susmuş minarelerin, yıkılmış kubbelerin şehri. Kanın, gözyaşının, kederin ve hüznün vücut bulmuş hali.

Kardeşidir Mekke-i Mükerremenin, kardeşidir Medine-i Münevverenin. Ama hastadır bu şehir, bitkindir, yorgundur. Onlar şehirlerin şahı, padişahı, anası; Kudüs ise şehirlerin mazlumu, çaresiz ve zavallı çocuğu. Onlar sevinç gözyaşlarıyla koca bir deniz; Kudüs ise acılarla dolu bir nehir. İlgisiz kalmış bu şehir, başıboş bırakılmış, sahip çıkılmamış, ihmal edilmiş… İhtiyacı olduğu an da koşulmamış, müşkülü giderilmemiş bir şehir.

İki fatihin şehridir Kudüs; Adaletin timsali Hz. Ömer (r.a), kudretin ve merhametin insan sureti Selahaddin-i Eyyubi. Ve bir muhafız var, bir murabıt var Ebû Eyyub El-Ensari’nin şehrinden gelen, cennet mekan Sultan Abdülhamid Han…

Artık özgür ve hür olan Kudüs’te iki rekat namaz kılmak için buluşmayalım. Beklemeyelim bir sabah gelecek olan kardan aydınlığı. Kudüs’ü biz özgür kılalım, ümmetin umudu biz olalım, insanlığa merhametin, adaletin ve şefkatin dersini biz verelim. Önce zihinlerimizi kurtaralım işgalden, kıralım zincirlerimizi, yıkalım yanlış algılarımızı. Koşalım sefere doğru, düşleyelim özgürlüğü, dönelim aydınlığa. Ve artık buluşalım özgürleştirdiğimiz Kudüste…

Ayağa kalkalım artık, kendimize gelelim, silkelenelim. Onlar çalışıyor, onlar gayret ediyor, onlar sabırla ve azimle ilerliyor. Ümmet ise uyuyor, sadece dua ediyor, özgür Kudüs için gözyaşı döküyor. Hamasetin tavan yaptığı, hamiyetin yerlerde süründüğü bir ümmetle sefere çıkılmaz, aynı davaya baş koyulmaz, aynı derde gönül verilmez. Ama biliyoruz ki zulm ile âbâd olanın, âhirinin berbâd olacağını, kahr-û perişan olacağını. Vakti gelmiştir artık Bedrin Aslanı olmanın, vakti gelmiştir artık Selahaddin-i Eyyubi olmanın, vakti gelmiştir artık Ulu Hakan olmanın.

Sözler burada düğümlenirken buluşalım tekrardan izlemek için zaferin mihrini, taşıyalım tekrardan hakikatın sancağını, dalgalandıralım tekrardan özgürlüğün bayrağını. Selam olsun bu yükü omuzlayanlara, selam olsun Hakk için koşanlara, selam olsun ümmedin umudu olmaya talip olanlara…

 
Vehbi Sevimli.